YAŞAMAK TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE!!!

14/11/2008 - ÜZMEZ E SOPALI DESTEK!!!

Kategori: gundem

Hüseyin Üzmez'e "sopayla" destek

image

İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampusunda, Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'le ilgili "Hüseyin Üzmez'in tahliye kararı geri alınsın" imza kampanyası düzenleyen TKP'li öğrencilere, kendilerine "Müslüman Gençlik" diyen bir grup saldırıda bulundu. İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampusu'nda, gerçekleştirilen saldırının ardından, öğrenciler "Tecavüzcüler Üniversitede" başlıklı basın açıklaması gerçekleştirdi.

soL (HABER MERKEZİ) Vakit gazetesi yazarı olan ve 14 yaşındaki B.Ç'ye cinsel istismarda bulunmak suçuyla tutuklandıktan sonra tahliye edilen Hüseyin Üzmez'le ilgili "tahliye kararı geri alınsın" adlı imza kampanyasına destek veren Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi öğrenciler saldırıya uğradı. İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampusu İktisat Fakültesi ek binasındaki demir ve çivili sopalı saldırıyı, kendilerine "Müslüman gençlik" diyen kişilerin gerçekleştirdiği öğrenilirken, saldırıda üç öğrenci yaralandı.
 
Önce tehdit sonra saldırı
TKP'li öğrencilerin öğle arasında yemekhanede, daha önce öğretim görevlilerinden izin alarak sınıflarda öğrencilere Üzmez'in tahliye kararının geri alınması ile ilgili konuşmasının ardından saat 13.30 civarında bir grup, Hüseyin Üzmez'le ilgili afiş ve bildirilerin indirilmesi için çalışmayı yürüten öğrencileri tehdit etti.
 
Öğrencilerin kampanyayı sürdüreceklerini ve afişleri indirmeyeceklerini açıklamasının ardından grup tekrar binaya girerek TKP'li Ufuk Kural'ı darp etti. Saldırıya başlayan grup sopa darbesiyle Kural'ı başından yaraladı. Kural'ın dışında, binanın içerisindeki solcu öğrencilere de sopayla saldırıldığı öğrenildi. Saldırının ardından grup "Allahu Ekber" sloganlarıyla binadan uzaklaştı.
 
"Tecavüzcüler Üzmez'e sahip çıktı"
Saldırının ardından bina içerisinde ve bahçesinde toplanan İstanbul Üniversitesi öğrencileri, yaşanan saldırıyı kınamak için basın açıklaması gerçekleştirdi. "Tecavüzcüler Üniversitede!" başlığıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında, Yurtsever Cephe Emekçi Kadınlar tarafından başlatılan, Hüseyin Üzmez'in tekrar hapse konulmasına ilişkin imza kampanyasına 20 bin imza atıldığı hatırlatıldı.
 
Açıklamada, Vakit ve Zaman gazetesi köşe yazarları tarafından sahip çıkılan ve öğrencilerin tecavüzcü olarak adlandırdığı Üzmez'in sokakta dolaşmasını kabul etmeyen ve iğrençliği midesi kaldırmayan onurlu insanların mücadelesinden rahatsız olanların saldırıyı gerçekleştirdiği ifade edildi. Açıklamada, saldırıyla birlikte sopalarla tecavüze sahip çıkıldığı belirtildi. İstanbul Üniversitesi öğrencileri tarafından yapılan açıklamada, "Bu durumu kanıksamayacağımızı ilan ediyoruz. Hüseyin Üzmez tekrar hak ettiği yere, cezaevine konulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" denildi. Basın açıklaması alkışlarla sona ererken, kampanyayı öğrenen öğrencilerin, destek için imza attıkları gözlendi.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/10/2008 - CUMHURİYET!!!!

Kategori: gundem

TKP'den 29 Ekim açıklaması

 
image

Türkiye Komünist Partisi, Cumhuriyet'in kuruluşunun 85. yılı nedeniyle bir açıklama yaptı.

Cumhuriyet'in 85. kuruluş yıldönümü nedeniyle Türkiye Komünist Partisi (TKP) Siyasi Komite tarafından yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiye edilmekte olduğu ve cumhuriyet fikriyle onun değerlerinin ancak sosyalist bir iktidar tarafından ayağa kaldırılabileceği vurgulandı. "Yol ayrımında" başlığını taşıyan açıklamanın tamamını yayınlıyoruz: 

"Türkiye Cumhuriyeti, 85 yıl önce bağımsızlık, egemenlik, laiklik ve halk iradesine dayanma iddiasıyla yola çıktı. Arkalarına bağımsızlık mücadelesinin meşruiyetini alan Kemalist kadrolar, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan ederek tarihsel bir sıçramaya imza atmışlardır. Bu sıçramanın  kendisi de, bağımsızlık, egemenlik, laiklik ve halk iradesine dayanma fikri de komünistler için bugün tarihsel değerini fazlasıyla korumaktadır.
 
TKP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, bağımsızlık ve egemenlik için mücadelede pekişen yurtsever kimliğiyle selamlamaktadır.

TKP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, dinin siyasal alanın dışına çıkarılması ve toplumsal yaşamın dini kurallarla şekillenmesinin önüne geçilmesi için sürdürülen mücadelede anlam kazanan aydınlanmacı kimliğiyle selamlamaktadır.

TKP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, emekçi halkın iradesinin egemen olacağı eşitlikçi ve özgürlükçü bir düzen kurmak için sergilediği kararlılıkta somutlanan devrimci kimliğiyle selamlamaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşuna önderlik eden kadroların sınıfsal karakteri ve ideolojik tercihleri nedeniyle, iddialarını ve dolayısıyla cumhuriyet fikrini geliştirmek bir yana, koruyabilecek iç dinamiklere sahip değildi. Bugün yıkıcı ve gerici karakterini herkesin kabul ettiği kapitalizm, Türkiye Cumhuriyeti’nin başından beri kendini var etmeye çalıştığı toplumsal zemin olarak, ne bağımsızlığı, ne egemenliği, ne laikliği, ne de halk iradesini taşıyabilirdi. Tersine, sermaye sınıfı için bağımsızlık, egemenlik, laiklik ve halk iradesi, kendi iktidarını meşrulaştırdığı oranda anlam taşıyan, bunun dışında içi boşaltılması, hatta kurtulunması gereken niteliklerdi.

Bu anlamda 85 yıldır, cumhuriyet fikrini ve onun kazanımlarını geliştirip, ona sahip çıkabilecek tek güç olan emekçi halkımızın dışlandığı, ezildiği ve baskı gördüğü bir ülkede bugün yaşananlara kimse şaşırmamalı.

Türkiye burjuvazisi, 85 yıl önce iç ve dış koşulların denk düştüğü bir sırada göze aldığı, kendi çıkarlarına uyarladığı büyük “Cumhuriyet hamlesi”nden bugün tamamen kurtulmak için gün saymaktadır.

AKP iktidarını kimse başka türlü anlamlandıramaz.

Türkiye bağımsız ve egemen bir ülke olma özelliğini çok ama çok uzun yıllar önce yitirmişti. Ancak bugün bağımsızlık ve egemenlik iddiasından da kurtulmak istiyorlar.

Türkiye hiçbir zaman gerçek anlamda laik bir ülke olmamış, dinci hareketler zengin sınıfların imdadına yetişen bir siyasal araç olarak ilerici düşünce ve örgütlenmeye karşı kullanılmıştı. Ancak bugün laiklikten bir bütün olarak kurtulmak için düğmeye basılıyor.

Türkiye’de halk iradesi, paranın tahakküm ettiği bir düzende erozyona uğramış; çaresizleştirilen, korkutulan, kişiliksizleştirilen, örgütsüz hale getirilen, sindirilen halkın aynı zamanda iradesizleşmesi anlamına gelmişti. Ancak bugün halkın doğrudan köleleştirilmesi aşamasına geçiliyor.

Kimse kendini kandırmasın. “Herkes Cumhuriyetçi, padişahlık isteyen mi var” söylemi, halkı yanıltmak amacı taşımıyorsa, ciddiyetsiz bir söylemdir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir.

NATO’culuk, Avrupa Birlikçilik, anti-komünizm, Kürt inkarcılığı işleri bu noktaya getirmiştir. Türkiye, emperyalistlerin planları doğrultusunda gevşek, aşiretleşmiş, militarist bir İslam ülkesi olma yolundadır. Kendi bencil sınıf çıkarlarından başka kaygısı olmayan egemen sermaye sınıfı, uluslararası tekellerin bir uzantısı olarak bu yolculuğun motor gücüdür.

29 Ekim 2008’de, bir yol ayrımındayız. Bu düzen cumhuriyet düşüncesini de, cumhuriyetin tarihsel kazanımlarını da ayaklar altına almış, onlardan tamamen kurtulmanın yollarını aramaya başlamıştır. Önümüzdeki dönemde ya emekçiler cumhuriyeti eşitlikçi bir felsefeyle ayağa kaldırıp, gerçekten bağımsız, egemen ve aydınlık bir ülke yaratacak ya da Türkiye hızla aşiretleşecek.

TKP bu yol ayrımında, ülkenin tüm ilerici, yurtsever, devrimci birikimini, tasfiyeci güçlere karşı koymaya, bu süreci durdurmaya çağırmaktadır. Bu çağrıya kulak verenlerin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

Türkiye Komünist Partisi
Siyasi Komite"

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/8/2008 - GEMİLER GEÇTİ YURTSEVERLER SEYİRCİ KALMADI!!!

Kategori: gundem

Protestolarla Karadeniz yolculuğu

image TKP'liler Dolmabahçe ve Rumelihisarı'nda iki ayrı eylem yaptı.

Türkiye Komünist Partisi ve Yurtsever Cephe, ABD donanmasına bağlı savaş gemilerinin Karadeniz'e açılmak için Boğazlardan geçiş yapacak olmasını protesto ederek eylem gerçekleştirdi.

soL (HABER MERKEZİ) Dün Almanya ve İspanyol donanmalarına ait iki NATO gemisinin boğazlardan geçişini Dolmabahçe'de protesto eden Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Yurtsever Cepheliler, bugün Boğazlardan Gürcistan için geçiş yapacağı bilinen ABD gemileri için nöbet tutu.
 
Sabah saat 11:00 itibariyle Dolmabahçe'de toplanmaya başlayan TKP'liler ve Yurtsever Cepheliler, dünkünden daha yoğun bir kalabalıkla ABD gemilerinin Türkiye boğazlarından anlaşmalara aykırı olarak geçişine karşı sesini yükseltmek için bir araya geldi.

dolmabahce_256639561.jpg
 
Saat 16.30'da "Yankee Go Home" pankartı açılırken bir basın açıklaması yapıldı. TKP MK üyesi Doğan Ergün'ün okuduğu basın açıklamasında "tüm halkımız bu hukuksuzluğa ve işgale karşı tepki göstermelidir" dendi. Yugoslavya, Lübnan ve Afganistan'ın emperyalist planlar dahilinde yıkıma sürüklendiğini  belirten Ergün, Türkiye'deki işbirlikçi iktidarın emperyalistlerin ekmeğine yağ sürdüğünü ifade etti. Bugün emperyalist güçlerin Ortadoğu'dan Balkanlara kadar bölge halklarının başına bela üstüne bela açtığına dikkat çeken Ergün, konuşmasını "Bu memleket sahipsiz Değildir, katiller ülkemizi terk edin" ifadeleriyle sonlandırdı.
 
Eylemde "Katil ABD Kafkaslardan Defol", "İstanbul Boğazı katillere kapalı" sloganları atılırken, ABD gemilerinin geçişine kadar Dolmabahçe'de nöbet tutulmaya devam edileceği açıklandı. Bu arada basın açıklamasının yapıldığı sırada Rumelihisarı'nda bir araya gelen bazı TKP'liler de hisarın burçlarından dev "Yankee Go Home" pankartını sallandırdılar.

gemidolmabahce_147724110.jpg 
ABD güdümlü füze destroyeri USS McFaul İstanbul Boğazı'nın girişinde

Amerikan gemisi geçti
Amerikan donanmasına bağlı USS McFaul adılı destroyer Dolmabahçe önüne geldiğinde "Kahrolsun ABD emperyalizmi" sloganları atan kalabalığa vatandaşlardan çok sayıda katılan olduğu gözlendi.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/8/2008 - ABD GEMİLERİ BOĞAZLARDAN GEÇTİ!!!

Kategori: gundem

Hır çıkarmaya gidiyorlar

image Dün İspanyol ve Alman gemileri geçti, şimdi Amerikan gemileri bekleniyor.

NATO ülke donanmalarına ait savaş gemileri Karadeniz'e geçmeye başladı. ABD Rusya'yı kuşatmaya çalışırken, Montrö'ye aykırı olarak bu gemilerin geçişine izin veren Türkiye de bu saldırgan politikanın parçası oluyor.

soL (HABER MERKEZİ) NATO'nun Gürcistan'a önce "insani yardım" taşıyacağını iddia ettiği sonra "tatbikata katılacaklar" dediği İspanyol ve Alman donanmasına ait iki gemi dün Boğazlar'ı aşarak Karadeniz'e girdi. Bugün ya da yarın iki ABD savaş gemisinin de Boğazlar'dan geçmesi bekleniyor. ABD bu gemilerin Gürcistan'a gideceğini teyid etti.

Askeri yerleşme planları
Gürcistan'ın Güney Osetya'ya müdahalesiyle başlayan savaş sonrasında, Batılı güçler, çözüm önerilerinde bölgeye askeri olarak yerleşmeyi ön plana çıkarmışlardı. Arabuluculuk rolü üstlenen AB Dönem Başkanı Sarkozy'nin, ateşkes görüşmeleri için Tiflis'e gittiğinde yaptığı açıklamada vurguladığı noktalardan biri de, AB'nin bölgeye barış gücü birlikleri yerleştirebileceği olmuştu.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband da, perşembe günü yaptığı açıklamada Gürcistan'ın NATO üyeliği sürecinin resmen başladığını açıkladı. Bu karar, Güney Osetya'ya yönelik tek taraflı müdahalesi ve savaş boyunca sergilediği performansla, Gürcistan'ın, Batılı müttefiklerinin gönlünü çalmayı başardığını gösteriyor. Bunu destekler biçimde, NATO'nun Orta Asya ve Kafkaslar özel temsilcisi Robert Simmona da, NATO'nun Gürcistan'ın askeri gücünü yenilemesi ve geliştirmesi için elinden geleni yapacağını açıkladı.

Montrö, emperyalistlere ayakbağı oluyor
Ancak, Batı'nın bölgeye dönük askeri yerleşme politikasının önündeki en büyük engellerden biri, Montrö Sözleşmesi. Sözleşme'ye göre, Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkeler, Karadeniz'de aynı anda en fazla 45 bin tonluk gemi bulundurabiliyorlar. Dolayısıyla, Montrö'nün bir şekilde aşılması ya da "çağdaşlaştırılması", NATO'nun Karadeniz'e yerleşebilmesi için zorunlu.

ABD'nin şu an Baltimore limanında demirli olan USNS Mercy ve USNS Comfort adlı askeri hastane gemilerini Gürcistan'a gönderme planını açıklaması da, Montrö Sözleşmesi'nin uygulamada ne kadar esnetilebileceğini deneme hamlesi gibi görünüyor. Çünkü, bu gemilerin toplam ağırlığı 140 bin tonu buluyor. Üstelik, gemilerin şu an bulundukları Baltimore limanından Gürcistan'a söz konusu "insani yardım"ı getirmeleri en az 15 gün alacaktı.

ABD, henüz Montrö'ye açıktan karşı çıkmıyor. Ancak, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza, ABD'nin Gürcistan'a denizden de insani yardım ulaştırma isteğini açıkladığı basın toplantısında, "Montrö'ye zarar verecek, bu sözleşmeyle uyumlu olmayan hiçbir şey yapmayacağız. Bu sözleşmeye uymamız gerek, o kadar'' demiş, arkasından da, ABD'nin Gürcistan'a göndermek istediği gemilerin savaş gemisi değil, ''askeri kargo gemileri'' olduğunu eklemişti. Oysa, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin gemileri sınıflandıran Ek II'nin B fıkrası, bu gemileri açıkça savaş gemileri olarak tanımlıyor.

Ayrıca, NATO bu savaş gemilerini insani yardım için gönderdiğini açıklarken, Montrö Sözleşmesi'nin bir maddesini tamamen unutmuş görünüyor. Madde 18'in 'd' paragrafı, insani amaçlarla gönderilecek gemiler için "toplamı hiçbir varsayımda 8 bin tonu aşmaması gerekecek olan bu gemiler" sınırlamasını getiriyor. Fakat, ABD'nin bugün Boğazlar'dan geçireceği söylenen iki gemi de bu koşula uymuyor. USS McFaul 8.700, USS Mount Whitney ise 17 bin ton ağırlığında. Üstelik, bu gemilerin Boğazlar'dan geçişi yalnızca Madde 18'in 'd' paragrafının değil, Madde 14'ün de ihlali anlamına gelecek. Bu madde, "Boğazlar'da transit geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek (tavan) toplam tonajı 15 bin tonu aşmayacaktır" diyor.

Medya da, Montrö'nün delinmesinde suç ortağı
Türkiye'deki tartışma ise, trajikomik bir biçimde ilerliyor. Medya ilk gün konuya "Türk Dışişleri, Montrö'nün sulandırılmasına izin vermedi" diye, devletin kararlı duruşunu öne çıkaran bir ifadeyle girdikten sonra, Dışişleri'nin verdiği izinlerin Montrö'nün bizatihi sulandırılması olduğunun anlaşılmasıyla birlikte, bilmezlikten gelmelere  ya da çarpıtmalara başvurdu. Birçok gazete, ABD'nin 140 bin tonluk hastane gemilerini göndermek için yaptığı ilk "aykırı" önerinin Dışişleri'nce reddedilmesinin ardından, aslında yine Montrö'ye aykırı olan, Girit'ten gelecek iki savaş gemisini göndermek şeklindeki ABD önerisini, "Dışişleri'nin kararlı duruşu sonucu ABD sözleşmeye uydu" diyerek sunma yoluna gitti. Haber, gazetelere "Türk Dışişleri, elinde kalem kâğıt hesap yapıyor, 45 bin ton kuralını nasıl yerine getireceğinin formülünü bulmaya çalışıyor" sözleriyle yansırken, Boğazlar'dan tek seferde en fazla 15 bin tonluk geminin geçebileceği, insani yardım için sınırın 8 bin ton olduğu unutulmuş görünüyor.

Türkiye bölgede savaşa sürüklenecek
Montrö'nün NATO ülkelerince böyle delinmesine Türkiye'nin göz yumması, bölgede giderek artan gerginlikte, ülkemizi de Rusya'ya karşı savaş kışkırtıcılığı yapan Batılı güçlerin suç ortağı konumuna düşürüyor.

Batılı emperyalistler, Rusya'ya karşı yürüttükleri uzun vadeli operasyonda yeni adımlar atıyor. Rusya'yı çevreleme politikası olarak biçimlenen bu operasyonun son birkaç haftadır yarattığı gerginlik, yalnızca Gürcistan'la sınırlı değil.

Gerilimin önemli kaynaklarından biri, ABD'nin Doğu Avrupa ülkelerinde kurmak istediği füze kalkanı projesi. Çek Cumhuriyeti'nde bir radar üssü kurmakla ilk adımı atan ABD, geçtiğimiz günlerde, Polonya'yla nükleer füze rampaları yerleştirmek konusunda bir anlaşma imzaladı. Ukrayna'yla da bir üs kurulması için ön anlaşmaya varıldı. ABD, füze kalkanı projesinin amacını, bölgedeki İran gibi "haydut" devletlere karşı savunma olarak açıklasa da, Rusya'dan büyük tepki gördü. Rus Dışişleri, bu projenin kesinlikle kendilerine karşı olduğunu düşündüklerini açıkladı.

Gerilimin bir başka kaynağı, NATO'nun girmeye çalıştığı Karadeniz'de Rus donanmasının etkinliğini zayıflatma girişimleri. "Turuncu devrim" sonrası ABD'nin bölgedeki baş müttefiklerinden biri haline gelen Ukrayna, Rus donanmasının, 1997'de imzalanan bir anlaşmayla 2017'ye kadar kiraladığı Kırım'daki limandan çıkması için çabalıyor. Ukrayna ilk olarak, savaş sırasında Gürcistan'a yönelen gemilerin limana geri gelemeyeceklerini açıklamış, ancak gemiler dönmüştü. Daha sonra yine tek taraflı bir açıklama yapan Ukrayna, bundan sonra Rus donanmasının her hareketinin kendilerine bildirilmesini istedi. Rusya da Karadeniz donanmasına nükleer füze yerleştireceğini açıkladı. Ukrayna'nın son açıklaması ise, Rusların 2017'de limanı boşaltmaları isteğini içeriyor.

Rusya, dün NATO'yla ilişkilerini askıya aldığını, ilişkilerin geleceğini Batılı hükümetlerin tavrının belirleyeceğini açıkladı.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/8/2008 - HEYY SENN!!!

Kategori: gundem

Yılmaz ÖZDİL

 yozdil@hurriyet.com.tr

Koli...


Bebeler öldü.

Kolide verdiler.

*

Soru şudur aslında:

"Nasıl verilmesini isterdiniz?"

*

Mesela, kolide değil, küçük boy tabutta verseler, vicdanımız rahat mı edecek? Ya da ne bileyim, ceset torbasına koysalar, üstüne bir de kurdele bağlasalar, "bravo hastaneye" mi diyeceğiz? Pıt pıt atmaya gayret ederken o minik yürekler, hijyene dikkat etmemişiz de, cansız bedenini koliye koyunca mı hijyene dikkat edesimiz geldi?

*

Birbirimizi kandırıyoruz...

Bari kendimizi kandırmayalım.

*

Sorumluların yakasına yapışıp, bebelerin şakır şakır ölmesinin hesabını sormayan bir millet, kolinin hesabını sorma hakkına sahip midir?

*

Hatırlayın...

2 yıl önce manşetlerdeydi.

Edirne’de 8 bebe öldü.

Manisa’da 2 bebe öldü.

Kayseri’de 7 bebe öldü.

İstanbul’da 5 bebe öldü.

Kimini bisküvi kolisinde, kimini ilaç kolisinde vermediler mi?

*

O başhekimler, o sağlık müdürleri yerinde değil mi bugün? İnanın, utanıp araştırmadım, çoğunun terfi etmiş olduğunu görmemek için... O günkü sağlık bakanı, bugünkü sağlık bakanı değil mi? Aileden sorumlu bakan?

*

Kömür alan.

İhale kapan.

Alkış tutan.

Kaçırma gözünü...

Sana soruyorum.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

1 MAYIS TA TAKSİM DEYİZ!!!

Kategoriler

GÜNLÜK SOL GAZETESİ LATİN AMERİKA DAN HABERLER DİĞER GAZETELER

Arkadaşlarım

oya
slezya
monica
zaferekadar
emeginsanati
gürkan adam
siirimsilerle
zoryillar
guvercinameleri
aksitabraxas
sultan38
cerenk
sevgiblog
huzurisyanda05
hulyaningunlugu