Dün İspanyol ve Alman gemileri geçti, şimdi Amerikan gemileri bekleniyor.NATO ülke donanmalarına ait savaş gemileri Karadeniz'e geçmeye başladı. ABD Rusya'yı kuşatmaya çalışırken, Montrö'ye aykırı olarak bu gemilerin geçişine izin veren Türkiye de bu saldırgan politikanın parçası oluyor.
soL (HABER MERKEZİ) NATO'nun Gürcistan'a önce "insani yardım" taşıyacağını iddia ettiği sonra "tatbikata katılacaklar" dediği İspanyol ve Alman donanmasına ait iki gemi dün Boğazlar'ı aşarak Karadeniz'e girdi. Bugün ya da yarın iki ABD savaş gemisinin de Boğazlar'dan geçmesi bekleniyor. ABD bu gemilerin Gürcistan'a gideceğini teyid etti.
Askeri yerleşme planları
Gürcistan'ın Güney Osetya'ya müdahalesiyle başlayan savaş sonrasında, Batılı güçler, çözüm önerilerinde bölgeye askeri olarak yerleşmeyi ön plana çıkarmışlardı. Arabuluculuk rolü üstlenen AB Dönem Başkanı Sarkozy'nin, ateşkes görüşmeleri için Tiflis'e gittiğinde yaptığı açıklamada vurguladığı noktalardan biri de, AB'nin bölgeye barış gücü birlikleri yerleştirebileceği olmuştu.
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband da, perşembe günü yaptığı açıklamada Gürcistan'ın NATO üyeliği sürecinin resmen başladığını açıkladı. Bu karar, Güney Osetya'ya yönelik tek taraflı müdahalesi ve savaş boyunca sergilediği performansla, Gürcistan'ın, Batılı müttefiklerinin gönlünü çalmayı başardığını gösteriyor. Bunu destekler biçimde, NATO'nun Orta Asya ve Kafkaslar özel temsilcisi Robert Simmona da, NATO'nun Gürcistan'ın askeri gücünü yenilemesi ve geliştirmesi için elinden geleni yapacağını açıkladı.
Montrö, emperyalistlere ayakbağı oluyor
Ancak, Batı'nın bölgeye dönük askeri yerleşme politikasının önündeki en büyük engellerden biri, Montrö Sözleşmesi. Sözleşme'ye göre, Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkeler, Karadeniz'de aynı anda en fazla 45 bin tonluk gemi bulundurabiliyorlar. Dolayısıyla, Montrö'nün bir şekilde aşılması ya da "çağdaşlaştırılması", NATO'nun Karadeniz'e yerleşebilmesi için zorunlu.
ABD'nin şu an Baltimore limanında demirli olan USNS Mercy ve USNS Comfort adlı askeri hastane gemilerini Gürcistan'a gönderme planını açıklaması da, Montrö Sözleşmesi'nin uygulamada ne kadar esnetilebileceğini deneme hamlesi gibi görünüyor. Çünkü, bu gemilerin toplam ağırlığı 140 bin tonu buluyor. Üstelik, gemilerin şu an bulundukları Baltimore limanından Gürcistan'a söz konusu "insani yardım"ı getirmeleri en az 15 gün alacaktı.
ABD, henüz Montrö'ye açıktan karşı çıkmıyor. Ancak, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza, ABD'nin Gürcistan'a denizden de insani yardım ulaştırma isteğini açıkladığı basın toplantısında, "Montrö'ye zarar verecek, bu sözleşmeyle uyumlu olmayan hiçbir şey yapmayacağız. Bu sözleşmeye uymamız gerek, o kadar'' demiş, arkasından da, ABD'nin Gürcistan'a göndermek istediği gemilerin savaş gemisi değil, ''askeri kargo gemileri'' olduğunu eklemişti. Oysa, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin gemileri sınıflandıran Ek II'nin B fıkrası, bu gemileri açıkça savaş gemileri olarak tanımlıyor.
Ayrıca, NATO bu savaş gemilerini insani yardım için gönderdiğini açıklarken, Montrö Sözleşmesi'nin bir maddesini tamamen unutmuş görünüyor. Madde 18'in 'd' paragrafı, insani amaçlarla gönderilecek gemiler için "toplamı hiçbir varsayımda 8 bin tonu aşmaması gerekecek olan bu gemiler" sınırlamasını getiriyor. Fakat, ABD'nin bugün Boğazlar'dan geçireceği söylenen iki gemi de bu koşula uymuyor. USS McFaul 8.700, USS Mount Whitney ise 17 bin ton ağırlığında. Üstelik, bu gemilerin Boğazlar'dan geçişi yalnızca Madde 18'in 'd' paragrafının değil, Madde 14'ün de ihlali anlamına gelecek. Bu madde, "Boğazlar'da transit geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek (tavan) toplam tonajı 15 bin tonu aşmayacaktır" diyor.
Medya da, Montrö'nün delinmesinde suç ortağı
Türkiye'deki tartışma ise, trajikomik bir biçimde ilerliyor. Medya ilk gün konuya "Türk Dışişleri, Montrö'nün sulandırılmasına izin vermedi" diye, devletin kararlı duruşunu öne çıkaran bir ifadeyle girdikten sonra, Dışişleri'nin verdiği izinlerin Montrö'nün bizatihi sulandırılması olduğunun anlaşılmasıyla birlikte, bilmezlikten gelmelere ya da çarpıtmalara başvurdu. Birçok gazete, ABD'nin 140 bin tonluk hastane gemilerini göndermek için yaptığı ilk "aykırı" önerinin Dışişleri'nce reddedilmesinin ardından, aslında yine Montrö'ye aykırı olan, Girit'ten gelecek iki savaş gemisini göndermek şeklindeki ABD önerisini, "Dışişleri'nin kararlı duruşu sonucu ABD sözleşmeye uydu" diyerek sunma yoluna gitti. Haber, gazetelere "Türk Dışişleri, elinde kalem kâğıt hesap yapıyor, 45 bin ton kuralını nasıl yerine getireceğinin formülünü bulmaya çalışıyor" sözleriyle yansırken, Boğazlar'dan tek seferde en fazla 15 bin tonluk geminin geçebileceği, insani yardım için sınırın 8 bin ton olduğu unutulmuş görünüyor.
Türkiye bölgede savaşa sürüklenecek
Montrö'nün NATO ülkelerince böyle delinmesine Türkiye'nin göz yumması, bölgede giderek artan gerginlikte, ülkemizi de Rusya'ya karşı savaş kışkırtıcılığı yapan Batılı güçlerin suç ortağı konumuna düşürüyor.
Batılı emperyalistler, Rusya'ya karşı yürüttükleri uzun vadeli operasyonda yeni adımlar atıyor. Rusya'yı çevreleme politikası olarak biçimlenen bu operasyonun son birkaç haftadır yarattığı gerginlik, yalnızca Gürcistan'la sınırlı değil.
Gerilimin önemli kaynaklarından biri, ABD'nin Doğu Avrupa ülkelerinde kurmak istediği füze kalkanı projesi. Çek Cumhuriyeti'nde bir radar üssü kurmakla ilk adımı atan ABD, geçtiğimiz günlerde, Polonya'yla nükleer füze rampaları yerleştirmek konusunda bir anlaşma imzaladı. Ukrayna'yla da bir üs kurulması için ön anlaşmaya varıldı. ABD, füze kalkanı projesinin amacını, bölgedeki İran gibi "haydut" devletlere karşı savunma olarak açıklasa da, Rusya'dan büyük tepki gördü. Rus Dışişleri, bu projenin kesinlikle kendilerine karşı olduğunu düşündüklerini açıkladı.
Gerilimin bir başka kaynağı, NATO'nun girmeye çalıştığı Karadeniz'de Rus donanmasının etkinliğini zayıflatma girişimleri. "Turuncu devrim" sonrası ABD'nin bölgedeki baş müttefiklerinden biri haline gelen Ukrayna, Rus donanmasının, 1997'de imzalanan bir anlaşmayla 2017'ye kadar kiraladığı Kırım'daki limandan çıkması için çabalıyor. Ukrayna ilk olarak, savaş sırasında Gürcistan'a yönelen gemilerin limana geri gelemeyeceklerini açıklamış, ancak gemiler dönmüştü. Daha sonra yine tek taraflı bir açıklama yapan Ukrayna, bundan sonra Rus donanmasının her hareketinin kendilerine bildirilmesini istedi. Rusya da Karadeniz donanmasına nükleer füze yerleştireceğini açıkladı. Ukrayna'nın son açıklaması ise, Rusların 2017'de limanı boşaltmaları isteğini içeriyor.
Rusya, dün NATO'yla ilişkilerini askıya aldığını, ilişkilerin geleceğini Batılı hükümetlerin tavrının belirleyeceğini açıkladı.